Beyindeki kan damarlarının tıkanması sonucu beyin damar tıkanıklığı belirtileri ortaya çıkabilir. Beyindeki kan damarlarında oluşabilecek herhangi bir tıkanıklık durumunda beyne yeterli miktarda oksijen ve besin maddesi taşınamaz. Bunun sonucunda beyin hücreleri zarar görebilir.
Kalbin pompaladığı temiz kan, geniş ana damar olan aort damarı aracılığıyla vücudun her yerine ulaşır. Aort damarından pompalanan kanı beyne taşıyan ise karotis ve vertebral damarlardır. Beyin kişinin vücut ağırlığının %2’si kadar bir ağırlığa sahip olmasına karşın, kalbin pompaladığı kanın ortalama %20’sine gereksinim duyar.
Beyni besleyen damarlarda ani bir tıkanıklık oluşması sonucu beyinde işlev bozulması yaşanabilir. Beyin işlevlerinin bozulmasında belirleyici olan hangi bölgenin etkilendiğidir. İç karotis damarının %50’sinin tıkanması durumunda beyin hücrelerinin ölümü başlamakta olup sadece dakikalar içerisinde ciddi beyin hasarları meydana gelebilir.
Beyin, kafatası içerisinde yer almakta olup vücuttaki tüm fonksiyonları kontrol eder. Aynı zamanda üretilen enerjinin de %20 ila 25’ini kullanır. Diğer bir deyişle vücudun maksimum enerji tüketen organı beyindir.
Söz konusu enerji tüketiminin büyük kısmı, sinir hücrelerinin elektriksel ve kimyasal sinyaller üzerinden aktif br şekilde iletilmesi sürecinde kullanılır. Beyin frontal, parietal, temporal ve oksipital isimli 4 lobdan oluşmakta olup bu bölgelerden herhangi birinin sağlıklı beslenememesi sonrasında beyin damar tıkanıklığı gözlemlenebilir.
Beyin damar tıkanıklığının sık rastlanan belirtileri şu şekilde sıralanabilir:
Şiddetli baş ağrısı
Denge kaybı
Baş dönmesi
Çift görme
Görme bozukluğu
Anlama güçlüğü
Konuşma bozukluğu
Yüzde ya da vücudun herhangi bir bölgesinde güçsüzlük hissi ya da karıncalanma
Konsantrasyon zorluğu
Hafıza kaybı
Yürüme zorluğu
Koordinasyon bozukluğu
Yeme içme ve yutma güçlüğü
Herhangi bir ilgili organda felç
İçindekiler
ToggleBeyin Damar Tıkanıklığı Sebepleri Nelerdir?
Beyin damar tıkanıklığı, genetik faktörlerden ve diğer çeşitli etkenlerden kaynaklanabilir. Bunlar arasında yaygın sebep ise damar içi plaklardır. Ateroskleroz olarak adlandırılan damarın iç tabakasında kolestrol, yağ ve diğer metabolik artıkların birleşmesiyle karakterize bir yapısal bozukluk olan plaklar dolayısıyla gelişebilir. Plaklar damarın daralmasına ya da tamamen tıkanmasına neden olarak kan akışını durdurabilir.
Beyin damar tıkanıklığının sık görülen diğer bir nedeni de tansiyon yüksekliğidir. Kan basıncı her kişi özelinde farklı olabilse de, sağlıklı bir bireyde sistolik kan basıncı 120-130 mmHg ve diyastolik kan basıncı 70-90 mmHg arasında olmalıdır. Kan basıncının 140-90 mmHg değeri üzerinde olması ateroskleroz, buna bağlı olarak hasar ve tıkanıklık oluşması riskini doğurabilir.
İnsülin yapımında ya da kullanımında sorun yaşanması hâlinde kandaki şeker seviyesi çok yükselebilir. Bu istenmeyen durum da, beyinde hasar oluşmasına neden olabilir. Yanlış beslenme alışkanlıkları da beyin damar tıkanıklıklarının nedenleri arasında sıralanabilir. Aşırı şekerli ya da tuzlu yiyecekler, çok fazla et ve trans yağlar içeren yiyecekler tüketmek risk faktörlerindendir.
Sigara ve alkol kullanmak da damar yapısını bozarak beyin damar tıkanıklığı oluşması riskini artırabilir. Bu nedenle, sağlıklı bir yaşam için uzak durulması gerekenler arasında ilk sıralarda sigara ve alkol sayılabilir.
Beyin damar tıkanıklığı sebepleri arasında kalpte meydana gelen yapısal bozukluklar da sayılabilir. Oluşan damar hastalığı, aort damarı ve arterlerin iltihaplanma dolayısıyla zaman içinde daralması ya da balonlaşma olarak bilinen anevrizmaya yol açabilir. Aort tıkanıklığı beyne giden şah damarının kanla dolmasını engelleyerek beyin işlevlerinde bozulmaya neden olabilir.
Halk arasında şah damarı yırtılması olarak adlandırılan aort anevrizması sonucunda arterin iç duvarı yırtılarak kan akışını engeller. Yırtılmaya bağlı olarak oluşan pıhtılaşma da beyin damarı tıkanıklığı gelişmesine neden olabilir.
Beyin Damar Tıkanıklığı Belirtileri Çeşitleri Nelerdir?
Beynin dort lobundan her biri ayrı görevler üstlenir. Sorun yaşanan kısımdaki farklılığa bağlı olarak farklı tıkanıklık çeşitleri ortaya çıkabilir.
Frontal lob, alın kısmında bulunur. Bu kısım kişideki duygu durumu kontrolü, planlama, kişilik oluşumu, organizasyon yapabilme, dikkat becerisi ve problem çözme gibi yetileri yönetir. Bu alanda beyin damarı tıkanıklığı meydana gelmesi durumunda ise bu yetiler üzerinde aksaklıklar oluşabilir.
Frontal lobun arkasında ve başın tam orta kısmında parietal lob bulunur. Aynı zamanda oksipital ve temporal lobların yukarısındadır. Koku alma, acı duyma, tat alma, dokunma hissi algılama, duyma, yüz tanıma ve farklı mekânlar gibi karmaşık uyaranların yönetilme merkezi olma özelliği taşır. Mevcut bilgiler arasında köprü kurulması için bilgiler bu alanda işlenir. Bu alanda yaşanan tıkanıklık nedeniyle bu fonksiyonlar sekteye uğrayabilir.
Temporal lob, beynin yan taraflarında bulunur. Telensefalon bölgesi olarak da bilinen bir alandır. Sol temporal lob kelime ve isim hafızasında, sağ temporal lob ise görsel hafızada etkilidir. Sol beyin damarı tıkanıklığı belirtileri arasında konuşma bozukluğu, kişi, nesne ve yüz tanıyamama gibi semptomlar sayılabilir.
Beynin en arka kısmında, ensenin hemen üzerinde ise oksipital lob bulunur. Beynin hem sol hem sağ yarımküresinde olan oksipital lobda görme merkezi ve şekillendirme becerisi gerçekleşir.
Beyin Damar Tıkanıklığı Belirtileri Tanısı Nasıl Konulur?
Beyin damar tıkanıklığı pek çok sebebe bağlı olarak gelişebilir. Özellikle iç karotis arter tıkanıklığı, inmeyle sonuçlanana dek belirti göstermeyebilir. Damar içi tıkanmaların zaman içinde yavaş yavaş göstermesi nedeniyle belirti oluşmayabilir. Ancak tıkanma bazen çok ani ve hızlı bir şekilde oluşup ciddi belirtilere neden olabilir. Beyin damarı tıkanıklığı nedeniyle ölüm riski artabilir.
Teşhis için öncelikle fiziki muayene yapılır. Kalp dinlenirken uğultu ya da üfürüm şeklinde ses almak, beyin damar tıkanıklığı belirtisi olabilir. Kandaki insülin seviyesini ve pıhtılaşma oranını belirlemek için kan sayımı testleri yapılır. Test sonuçlarına göre risk faktörü saptanırsa tedavi planlanır. Tanı için ultrason görüntüleme yöntemine de başvurulabilir.

