Koroner kalp hastalığı, erken önlem alınması gereken ve kalple ilgili sık yaşanan rahatsızlıklar arasında gösterilen bir rahatsızlıktır. Hayati risk bakımından büyük önem taşıyan bu hastalık, ilerleyen boyutlarda kalp krizine kadar gidebilmektedir. Ancak gerçekleştirilen erken tanı ile birlikte kişinin yaşam biçimini değiştirmesi ve belirli faktörlere dikkat etmesi bu hastalığın oluşma riskini büyük oranda düşürebilmektedir.
Koroner kalp hastalığı, tek bir nedenden dolayı oluşabileceği gibi birbirinden farklı koşulların bir araya gelmesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Bu faktörlerden biri de stres olarak öne çıkmaktadır. Stres, belirli seviyelerde oldukça kişiyi yaşamın bazı koşullarına karşı motive edici olabilmektedir. Ancak bu derecenin kontrol altında tutulmaması hâlinde ve süreklilik arz ettiğinde insan sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir. Bunun temel sebebi olarak, stresin kandaki bazı hormon seviyelerini artırması gösterilmektedir. Kortizon ve adrenalin olarak bilinen bu hormonlar, kişinin sağlığını tehlikeye atmakta ve uzun vadede koroner kalp hastalığına sebebiyet verebilmektedir. Koroner kalp hastalığı ve stres arasındaki ilişkiyi detaylandırmadan önce hastalık ile ilgili bazı durumların bilinmesi gerekmektedir.
İçindekiler
ToggleKoroner Kalp Hastalığı Nedir?
Koroner kalp hastalığı, insan vücudunun önemli organlarından olan kalbi besleyen damarları tıkayan problemlerin neden olduğu bir rahatsızlıktır. Halk arasında yaygın tabirle “damar sertliği” adı verilen plaklar, damarlardaki kanın akışına engel olabilmektedir. Bu akışın engellenmesiyle birlikte normalden daha hızlı yorulma ve buna eşlik eden göğüs ağrıları görülebilmektedir. Bu damarların ilerleyen süreçte tamamen tıkanması durumunda ise kalp krizi adı verilen ölümcül bir durum gelişebilmektedir. Bu anlamda koroner kalp hastalığının kritik bir önem taşıdığını unutmamak gerekmektedir. Küçük bir belirtide bile mutlaka uzman görüşü alınması gereken bu hastalığın, erken dönemde fark edilmesi halinde kolaylıkla tedavisi gerçekleştirilebilmektedir.
Koroner Kalp Hastalığı ile Stres Arasındaki İlişki Nedir?
Stres, günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası konumunda olsa da uzun vadede kişinin sağlığını tehlikeye atabilmektedir. Özellikle kortizon ve adrenalin gibi duygudurumunda ani değişikliklere yol açabilen hormonları tetikleyen stres, kalp ve damar sağlığı konusunda büyük rol oynamaktadır. Stres altında olan insanda yaygın görülen belirtiler çarpıntı ve tansiyon yükselmesidir. Dolaylı olarak bu da göstermektedir ki stres ile kalp sağlığı arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Kısa süreli stresleri hariç tutarak bu durumun yıllar boyu devam ettiği düşünüldüğünde kişinin kalp ve damar hastalığı bakımından sağlıklı kalabilmesi mümkün görünmemektedir. Özellikle kronikleşmiş stres ve buna eşlik eden uykusuzluk, aşırı sinirlilik hali, alkol ve sigara tüketimi gibi etmenler bu durumu daha da şiddetlendirebilmektedir.
Yapılan akademik çalışmalar, iş esnasındaki stresin direkt olarak kalp ve damar hastalıklarında artışa neden olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle stres faktörünün ön planda olduğu işlerde bu durumun daha da yüksek olduğu düşünülmektedir. Kişi, stresin kalbine zarar verebileceği bilincini göz önünde bulundurmalı ve hayatını buna göre planlamalıdır. Bypass ameliyatından sonra kalp ve damar sağlığına kavuşan kişi, stres faktöründen arındırılmadığında bu süreç birbirini tekrar edebilmektedir. Bu nedenle kalp ve damar sağlığını korumada önemli faktörlerden birinin stres olduğu unutulmamalıdır.
Stresten Korunma Yolları Nelerdir?

Koroner kalp hastalığına karşı önlem amacıyla stres seviyelerini düşürmek gerekmektedir. Bunu anlık olarak değil günlük yaşamın bir parçası haline getirebilmek oldukça büyük önem arz etmektedir. Duygusal açıdan değişimlere yol açabilen stres, günlük hayatı olumsuz etkileyebildiği gibi kalp hastalıklarına da ideal bir zemin hazırlamaktadır. Bununla birlikte yaşanabilen uykusuzluk, diş gıcırdatma veya aşırı endişeli hissetme gibi durumlar da psikolojik açıdan kişiyi daha kötü durumlara sokabilmektedir.
Özellikle yoğun stres altında kalan kişiler, belirli teknikleri uygulayarak bu durumları kotarabilmektedir. Strese sebebiyet veren dış faktörlerin yanı sıra kişi, kendisini bu durumlara eğilimli hale getirebilmektedir. Genellikle rekabetçi anlayışa sahip kişilerde görülebilen bu durum ise özellikle iş hayatında kişinin kendisini daha zor durumlara sokabilmesine olanak sağlamaktadır. Bu egzersizler ile birlikte geçici bile olsa kişi, stresten arınarak hayatına normal bir şekilde devam edebilmektedir.
Stressiz bir yaşam tarzını benimseyebilmek için şu altın kurallara dikkat etmek gerekmektedir;
- Herhangi bir konuda karşı argüman üretmeden önce mutlaka iletişimde olunan kişi iyice dinlenmelidir. Etraflıca dinlemeden savunmaya geçmek, kişinin stres seviyesini doğrudan artırabilmektedir.
- Olabildiğince boş vakitlerin planlı bir şekilde doldurulması önerilmektedir. Özellikle günlük yapılabilen hobiler veya aktiviteler, kişinin deşarj olmasını kolaylaştırabilmektedir.
- Yaşam alanlarında kişinin kendisine dinlenme alanları yaratması, stres seviyelerinin düşürülmesi açısından önemlidir.
- Alkol ve sigara gibi stresi tetikleyebilen faktörlerden olabildiğince uzak durulmalıdır.
Koroner kalp hastalığının cerrahi operasyonların yanı sıra diğer etkenlerden dolayı tekrar etmemesi için stres faktörünün tamamen ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu konuda kişilerin mutlaka alanında uzman bir hekimden görüş alması tavsiye edilmektedir. Hekim tarafından önerilen tavsiyelere harfiyen uyarak yaşam tarzını değiştirebilenler, kalp ve damar hastalıklara karşı büyük bir adım attıklarını unutmamalıdır.
