Aort anevrizması, kalbin sol ventrikülünden çıkan ve vücuda oksijenli kan taşıyan en büyük atardamar olan aortun, duvarındaki zayıflamalar sonucu genişlemesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Aort, vücudun en önemli damarlarından biri olduğu için, anevrizmanın gelişmesi hayati tehlikeler oluşturabilir.
Aort anevrizması, genellikle damar duvarındaki bir zayıflık sonucu başlar ve zamanla bu bölge genişler, yani baloncuk şeklinde bir yapıya dönüşür. Bu genişleme, aortun normal fonksiyonlarını yerine getirmesini engelleyebilir ve damar duvarının patlamasına yol açabilir.
Aort anevrizması başlangıçta sessiz ve belirti vermeyebilir, ancak anevrizma büyüdükçe hastada ağrı, nefes darlığı gibi şikayetler görülmeye başlanabilir. Eğer bir kişi bu hastalığa sahipse, zamanında tedavi edilmezse, anevrizmanın patlaması durumu ciddi komplikasyonlara yol açabilir ve bu, ani ölümle sonuçlanabilir.
Ancak, erken dönemde tanı konulursa ve uygun tedavi yöntemlerine başvurulursa, anevrizmanın büyümesi kontrol altına alınabilir ve riskler azaltılabilir. Bu nedenle, aort anevrizmasının tedavisi oldukça büyük öneme sahiptir.

Günümüzde yapılan araştırmalar, 60-80 yaş aralığındaki bireylerin Abdominal Aort Anevrizması (AAA) açısından risk altında olduğunu göstermektedir. Bu yaş grubunda AAA görülme oranı %1,5 olup, tanı ve tedavide gecikme ciddi sağlık risklerine yol açabilmektedir. Muayenehanemizde, AAA teşhisi ve cerrahi müdahaleleri uzman ekibimizle başarılı bir şekilde gerçekleştirmekteyiz.
Aort Damarı Nedir?

Aort vücudun en büyük damarıdır. Kalpten çıkan kanın bütün vücuda dağılması aort damarı vasıtası ile gerçekleşir. Kalbin sol karıncığından çıkan aort akciğerlerde oksijenlenen temiz kanın tüm vücuda kalp aracılığıyla pompalanmasını sağlar. Aort damarı kalpten çıktıktan sonra ilk olarak kalbi besleyen koroner arterleri verir. Yukarı doğru devam eden aort beyni ve kolları besleyen ana damarları verdikten sonra aşağı doğru kavis çizer ve iç organları besleyen dalları verir. Göbek seviyesinde ikiye ayrılarak bacakları besleyen dallara ayrılarak sonlanır.
Aort damarı kabaca torasik aort ve abdominal aort olmak üzere iki ana bölüme ayrılır. Kalpten kök alarak başlayan kısım çıkan aorttur. Transvers aort beyin ve kol damarlarının çıktığı bölgedir. İnen aort ise vücudun geri kalan kısımlarını besler. İnen aortun bir kısmı, transvers aort ve çıkan aort torasik aortu oluşturur. Diaframın altından itibaren ise damar abdominal aort yani karın aortu olarak anılmaya başlar.
Aort damarının kalpten çıktığı kısmın çapı yaklaşık 2.5 cm’dir. Dakikada ortalama 5 litre kan aorttan geçer.
Aort Anevrizması Nedir?

Aort anevrizması, aortun duvarındaki zayıflamalar sonucu damar duvarının genişlemesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Aort, kalpten vücuda kan taşıyan en büyük damardır ve vücutta tüm organlara oksijenli kan iletilmesini sağlar.
Bu damar, bir “boru” şeklinde düşünülebilir, ancak damar duvarındaki bir zayıflama veya zayıf bölge zamanla genişlemeye başlar. Bu genişleme, aort anevrizması olarak adlandırılır. Eğer bu genişleme devam ederse, damar duvarının patlama riski artar ve bu patlama, ölümcül sonuçlar doğurabilir.
Aort anevrizması görülme yaşı genellikle 40 yaş ve üzeri bireylerde daha yaygındır ve çoğu zaman belirtiler yoktur. Ancak, zamanla ilerleyerek büyüyen bir anevrizma, çeşitli semptomlarla kendini gösterebilir.
En belirgin semptomlar arasında göğüs veya karın ağrısı, sırt ağrısı, nefes darlığı ve yutkunma güçlüğü yer alabilir. Bu belirtiler, anevrizmanın boyutuna ve yerine göre değişkenlik gösterebilir.
Aort anevrizmaları zamanla yırtılma riski taşıdığı için, erken teşhis hayati önem taşır. Bu konuda detaylı bilgiye Aort Anevrizması Nedir? başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.
Aort Anevrizması Neden Olur?

Aort anevrizmasının nedeni olan birkaç faktör bulunmaktadır. Bu faktörler arasında genetik yatkınlık, yaşam tarzı ve mevcut sağlık durumu gibi unsurlar yer alır.
Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon)
Yüksek tansiyon aort duvarlarına fazla baskı yapar ve bu baskı zamanla damar duvarlarında zayıflamaya yol açabilir. Yüksek tansiyonun uzun süre devam etmesi, damar duvarlarının esnekliğini kaybetmesine ve sonuç olarak aort anevrizmasının gelişmesine neden olabilir.
Ateroskleroz (Damar Sertliği)
Damarların içinde biriken kolesterol ve yağ birikintileri, damar duvarlarını sertleştirir. Bu sertleşme, damarların esnekliğini kaybetmesine ve genişlemesine yol açar. Ateroskleroz, aort anevrizmasına zemin hazırlayan en önemli faktörlerden biridir.
Periferik damar hastalıkları da anevrizmalarla birlikte görülebilen diğer damar problemleri arasındadır. Detaylı bilgi için Periferik Arter Hastalıkları içeriğimizi okuyabilirsiniz.
Genetik Faktörler
Ailede aort anevrizması öyküsü olan bireylerde, genetik yatkınlık nedeniyle bu hastalığın gelişme riski daha yüksektir. Ailevi bağlar, damar yapısının zayıf olmasına ve dolayısıyla anevrizma oluşumuna zemin hazırlayabilir.
Sigara İçmek
Sigara içmek, damar sağlığını olumsuz etkileyen bir alışkanlıktır. Sigara, damarların büzülmesine ve zayıflamasına yol açar, bu da aort anevrizmasının oluşma riskini artırır.
Yaş
Yaş ilerledikçe damarlar doğal olarak zayıflar ve elastikiyetini kaybeder. Bu, aort anevrizmasının riskini artıran bir diğer faktördür.
Bu faktörlerin bir araya gelmesi, aort anevrizmasının gelişmesine yol açabilir. Yüksek tansiyon, sigara ve aşırı kolesterol gibi durumlar, tedavi edilmediğinde bu hastalığın ilerlemesine zemin hazırlayabilir.
Aort Anevrizması Belirtileri
Aort anevrizması belirtileri genellikle başlangıçta görünmeyebilir. Ancak, anevrizma büyüdükçe, damar duvarı gerilir ve şişlik meydana gelir. Bu durumda, bazı hastalar çeşitli belirtiler yaşar.
- Aort anevrizması, göğüs veya karın bölgesinde keskin veya sızlayan ağrılara neden olabilir.
- Bu ağrı genellikle anevrizmanın büyümesiyle ortaya çıkar ve zamanla şiddetini artırabilir.
- Aortun genişlemesi, sırt bölgesinde de ağrılara neden olabilir. Bu ağrı, hastanın pozisyonuna ve anevrizmanın boyutuna göre değişebilir.
- Aort anevrizması, kalp ve akciğerler üzerinde baskı yaparak nefes almakta güçlük yaşanmasına yol açabilir
- Aort anevrizması karın bölgesine yerleştiğinde yemek borusuna baskı yaparak yutkunma güçlüğü yaratabilir.
- Aort anevrizması, kan akışını zorlaştırabilir ve bacaklarda şişlik ve ağrılara yol açabilir.
Bu belirtiler, genellikle hastaların hayatlarını zorlaştırır. Aynı zamanda, belirtiler bazı hastalarda ani gelişebilir ve acil müdahale gerektirebilir. Eğer bu tür semptomlar ortaya çıktıysa, Muayenehanemize başvurabilir ve detaylı muayene olabilirsiniz.
Aort anevrizmaları, özellikle abdominal bölgede sıkça görülür ve sinsi ilerleyebilir. Bu durumun belirtileri hakkında daha fazla bilgi almak için Abdominal Aort Anevrizması Belirtileri sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Aort Anevrizması Türleri Nelerdir?
Aorttaki yerlerine göre üç tip anevrizma vardır: Toraksik, abdominal ve torakoabdominal.
Toraksik Aort Anevrizması: Göğüste gelişen aort anevrizmasına torasik aort anevrizması denir. Torasik aort anevrizması olan birçok insanda semptom görülmeyebilir. Tesadüfen rutin kontrollerde saptanabilir.
Bazı hastalarda ise anevrizmanın yerine göre sırt ağrısı, öksürük, ses kısıklığı, göğüste ağrı, hava açlığı gibi semptomlar görülebilir. Torasik aort anevrizmaları ayrıca göğüs içindeki yerlerine göre sınıflandırılır.
- Aort kökü anevrizması: Aort kökü aortun kalbe bağlandığı yerde bulunur. Kanın kalbe geri akmasını önleyen aort kapağını ve kalbe oksijen açısından zengin kan sağlayan koroner arterlere açılan delikleri içerir. Aort kökü anevrizması, aortta bir diseksiyona veya yırtılmaya yol açabilir. Ayrıca kalbin aort kapağına zarar verebilir. Bu, özellikle Marfan sendromu veya aortu zayıflatan diğer genetik bağ dokusu bozuklukları olan kişilerde geçerlidir.
- Asendan aort anevrizması: Asendan aort, aort kökünden aortun kavisli kısmına doğru yukarı doğru uzanan kısımdır. Bu damarda oluşan genişlemeleri kapsar.
- Aortik ark anevrizması: Aortik ark, aortun kavisli kısmıdır. Kollar, beyin ve boyun dahil olmak üzere üst vücuda oksijen açısından zengin kan sağlayan arterlere bağlantılar içerir. Bu damarda oluşan balonlaşmaları kapsar.
- İnen aort anevrizması: İnen torasik aort, aortik arkın altından başlar ve aşağıya karına doğru uzanır. Gövdedeki organlara, lenf düğümlerine ve dokulara kan sağlamak için aortun bu bölümünden birkaç dal ayrılır. İnen torasik aort anevrizması sırt ağrısına neden olabilir. Bu damarda gelişen balonlaşmaları kapsar.
Abdominal Aort Anevrizması: Göğüs altında gelişen aort anevrizmasına abdominal aort anevrizması denir. Bunlar torasik aort anevrizmalarından daha yaygın olduğu gibi erkeklerde kadınlardan daha sık görülür.
Küçük abdominal aort anevrizmaları zamanla semptomlara neden olmadan oldukça büyüyebilir. Anevrizma büyüdükçe yırtılma riski de zamanla artar. Batında ele gelen, pulsatil kitle şeklinde kendini belli edebilir. Karın ve sırt ağrılarına neden olabilir. Bazı hastalada ise damar yırtılana kadar hiçbir bulgu vermeyebilir.
Torakoabdominal Aort Anevrizması: Torakoabdominal aort anevrizması, torasik kısımdan aortun abdominal kısımlarına kadar uzanır.
Aortun karaciğere, böbreklere, bağırsaklara ve omurgaya kan sağlayan arterlere bağlanan kısımlarından geçtiği için, bu tip anevrizmaları onarmak diğer tiplere göre daha karmaşık olabilir.
Anevrizmanın bulunduğu bölgeye göre farklı tedavi yöntemleri uygulanabilir.
Özellikle Aort Kapak Hastalıkları da eşlik ediyorsa cerrahi yaklaşım gerekebilir.
Aort Anevrizması Ne Zaman Tehlikeli?
Aort anevrizması, küçük boyutlarda bile ciddi bir tehlike taşıyabilir, ancak bu riskin arttığı zamanlar genellikle anevrizmanın büyüdüğü ve damar duvarının zayıfladığı dönemlerdir. Aort anevrizmasının tehlikeli hale gelmesi, aşağıdaki durumlarda daha olasıdır.
- Aneurizmanın Büyüklüğü
- Aort Yırtılması
- Hastanın Genel Durumu
Küçük boyutlardaki anevrizmalar genellikle izlenebilir. Ancak, anevrizma büyüdükçe, damar duvarı üzerinde baskı artar ve yırtılma riski meydana gelir. Yırtılma, ani ölümle sonuçlanabilecek bir komplikasyondur.
Aort anevrizması, damar duvarı tamamen zayıfladığında yırtılabilir. Bu durumda, ciddi iç kanama meydana gelir ve bu da acil müdahale gerektirir. Yırtılma, anevrizmanın en tehlikeli aşamasıdır.
Yaş, kalp yetmezliği ve diğer mevcut sağlık sorunları, anevrizmanın tehlikeli olup olmayacağını etkileyebilir. Genç bireylerde anevrizmanın büyüme riski daha düşükken, yaşlı bireylerde bu risk artabilir.
Bu belirtiler göz önünde bulundurulduğunda, aort anevrizmasının zamanında tedavi edilmesi gerektiği açıktır. Erken müdahale ile bu hastalığın tehlikeleri büyük ölçüde azaltılabilir.
Aort Anevrizması Düzelir Mi?
Aort anevrizması düzelir mi? pek çok kişinin merak ettiği bir konudur. Aort anevrizması, genellikle kendiliğinden düzelmeyen bir hastalıktır. Erken evrelerde, küçük boyutlardaki anevrizmalar izlenebilir, ancak büyük boyutlardaki anevrizmalar cerrahi müdahale gerektirir. Eğer bir anevrizma büyümeye başlamışsa, bu durum tedavi edilmeden kendi kendine düzelmesi çok olası değildir.
Aort anevrizması tedavi edilmediğinde, damar duvarındaki zayıflama devam eder ve anevrizma büyümeye devam eder. Bu durumda, yırtılma riski artar ve hastanın yaşamı tehlikeye girebilir. Erken teşhis ve tedavi, anevrizmanın büyümesini engelleyebilir ve hastanın hayatını kurtarabilir.
Aort Anevrizması Tedavisi

Anevrizma tedavisi anevrizmanın yerine, büyüklüğüne, büyüme hızına ve hastada bir şikayete neden olup olmadığına göre belirlenir. Küçük anevrizmalar tedavi uygulanmadan tedavi edilebilirken büyük anevrizmalarda cerrahi müdahale gerekebilir.
İlaç tedavisi uygun görülen hastalarda beta bloker ilaç türleri reçete edilir. Hastanın sigara kullanımını bırakması çok önemlidir. Anevrizmada damar içi basınç çok önemli olduğundan tansiyon kontrol altında tutulmalıdır.
Müdahale gerekliliği halinde iki farklı yöntem uygulanabilir:
- Endovasküler Yöntem: Lokal anestezi altında atardamar bölgesine 2 ila 3 cm’lik kesiler yapılarak müdahale damar içerisinden gerçekleştirilir. Anevrizmanın stentle kapatıldığı işlem özellikle abdominal aort anevrizmasında tercih edilir.
- Açık Cerrahi Yöntem: Daha komplike ve büyük anevrizmaların varlığında uygulanan yöntem genel anestezi altında gerçekleştirilir. Prosedür kapsamında genişlemiş damar yapısı çıkarıldıktan sonra yerine stent yerleştirilir. Hastalıklı anevrizma bölgesinin tamamen ortadan kaldırılması ve yerine suni damar koyularak devamlılığın sağlanması amaçlanır.
Aort Anevrizması Ameliyatı
Aort anevrizmasının tedavisinde cerrahi müdahale, bazı hastalar için kaçınılmaz bir seçenek olabilir. Bu durum, anevrizmanın çapı belirli bir büyüklüğe ulaştığında, yırtılma veya diseksiyon riski yüksek olduğunda ya da hastada şiddetli semptomlar görüldüğünde değerlendirilir.
Aort anevrizması ameliyatı, genellikle iki temel yöntemle gerçekleştirilir. Açık cerrahi ve endovasküler cerrahi (EVAR). Hangi yöntemin hasta için daha uygun olduğu, anevrizmanın konumu, büyüklüğü ve hastanın genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak belirlenir.
Açık cerrahi yöntemde, göğüs ya da karın bölgesinde büyük bir kesi açılarak aortun hasarlı bölgesi çıkarılır ve yerine yapay bir greft yerleştirilir. Bu yöntem, özellikle daha genç ve genel sağlık durumu iyi olan hastalar için önerilir. Ancak, iyileşme süreci daha uzun olabilir ve yoğun bakım desteği gerektirebilir.
Endovasküler cerrahi yöntemi ise daha az invaziv bir seçenek olup, kasık bölgesinden kateter yardımıyla damar içine girilerek anevrizmalı bölgeye bir stent greft yerleştirilmesini içerir. Bu yöntem, özellikle ileri yaşta olan ve açık cerrahiyi tolere edemeyecek hastalar için tercih edilir. Hastanede kalış süresi daha kısa olup, iyileşme süreci de daha hızlıdır. Ancak, her hasta için uygun olmayabilir ve düzenli takip gerektirir.
Aort Anevrizması Ameliyatı Başarı Oranı
Aort anevrizması ameliyatlarının başarı oranı, hastanın yaşı, genel sağlık durumu, ameliyatın zamanlaması ve seçilen cerrahi yönteme bağlı olarak değişiklik gösterebilir.
Yapılan araştırmalar neticesinde (bkz.) başarı oranının %75 olduğu bilinmektedir.
Erken teşhis edilen ve uygun yöntemle tedavi edilen anevrizmalarda başarı oranı oldukça yüksektir. Özellikle planlı ameliyatlarda riskler kontrol altında tutulabildiği için sonuçlar genellikle başarılıdır.
Açık cerrahi ile yapılan ameliyatlarda uzun vadeli başarı oranı yüksek olmakla birlikte, iyileşme süreci daha uzun sürebilir. Endovasküler cerrahi ise daha az invaziv olduğu için hastaların günlük yaşantısına daha hızlı dönmesini sağlar, ancak uzun vadede greftin yerinde kalması ve komplikasyon gelişmemesi için düzenli takip gerektirir.
Muayenehanemizde gerçekleştirilen ameliyatların başarı oranı, Doç. Dr. Macit Bitargil uzmanlığıyla oldukça yüksektir.

Aort Anevrizması Ameliyatı Sonrası Komplikasyonlar
Her cerrahi müdahalede olduğu gibi, aort anevrizması ameliyatları sonrası komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bu komplikasyonlar, hastanın genel sağlık durumuna, ameliyatın türüne ve post-operatif bakım sürecine bağlı olarak değişiklik gösterebilir.
- Açık cerrahi yöntemle yapılan ameliyatlarda, büyük kesi alanlarından kaynaklanan enfeksiyon riski bulunur.
- Ameliyat sonrası kanama riski özellikle açık cerrahi işlemlerinde daha yüksektir. Ancak, modern cerrahi teknikler sayesinde bu durum nadir görülmektedir.
- Ameliyat sırasında ya da sonrasında damar yapılarında hasar meydana gelebilir.
- Ameliyat sonrası hareketsizlik, pıhtı oluşumuna yol açabilir. Bunu önlemek için hastalara erken mobilizasyon ve kan sulandırıcı ilaçlar önerilir.
Tüm bu risklerin minimize edilmesi için ameliyat sonrası dönemde hasta takibi büyük önem taşır. Muayenehanemizde yaptıracağınız düzenli kontroller, yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisi ile ameliyat sonrası sürecin en iyi şekilde yönetilmesi sağlanabilir.
Aort Anevrizması Tedavisi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler
Aort anevrizması tedavisi sonrası doktorun reçete ettiği ilaçlar düzenli olarak kullanılmak, yeterli ve kaliteli uyumak, dengeli beslenmek, kilo kontrolü sağlamak, ağır sporlardan kaçınmak önemlidir.
Aort Anevrizması Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Aort Anevrizması Belirtileri Nelerdir?
Aort anevrizması oluştuktan sonra zaman içerisinde büyüyebilen ve genelikle belirti vermeyen bir sağlık sorunudur. Aort anevrizması belirtileri arasında; sırt ağrısı, ses kısıklığı, öksürük, göğüste ağrı, bel ağrısı, karın ağrısı, hava açlığı karın bölgesinde ele gelen ve içinde nabız hissedilen kitle hissi sayılabilir. Anevrizmanın yırtıldığı durumlarda hasta ani ve çok şiddetli ağrı ile karşı karşıya kalır. Bu durumda kısa süre içinde bilinç kaybı ve şok söz konusu olacağından acil tıbbi müdahalede bulunulması çok önemlidir.
Aort Anevrizması Nasıl Geçer?
Aort anevrizması tedavisi amacıyla uygulanabilecek yöntemler hasta özelinde anevrizmanın yeri, büyüklüğü, büyüme hızı ve herhangi bir şikayet yaratıp yaratmadığı gibi etkenlere bağlı olarak belirlenir. İlaç tedavisi uygun bulunduğunda beta bloker ilaç türlerinin reçete edilmesi gündeme gelir. Hastanın tansiyonunun kontrol altında tutulması damar içi basınç açısından dikkat edilmesi gereken bir konudur. Anevrizmaya müdahale edilmesi gereken durumlarda endovasküler yöntem ya da açık cerrahi yöntem tercih edilebilir. Endovasküler yöntem genellikle abdominal aort anevrizmasında kullanılır. Açık cerrahi prosedüre daha komplike ve büyük anevrizmaların tedavisi amacıyla başvurulur.
Anevrizma Nasıl Belirti Verir?
Genellikle damarların yoğunlaştığı yerlerde ve kan damarı duvarlarının zayıflığından kaynaklanan damar şişlikleri anevrizma olarak adlandırılır. Kalp, beyin ve bacak damarlarında sıklıkla görülebilir. Anevrizma sırt ağrısı, karın ağrısı ve karın bölgesinde atım hissi veren şişlik şeklinde belirti verebilir. Bazı hastalara balonlaşmış haldeki damarın patlaması ve karın içine yırtılması söz konusu olabilir. Bu tür durumlarda diğer belirtilere ek olarak bayılma ve şuur kaybı görülebileceği gibi ciddi ölçüde ölüm riski olduğu gerçeği mutlaka göz önünde bulundurulabilir.
Aort Anevrizma Ameliyatı Kaç Saat Sürer?
Aort anevrizma ameliyatı her hasta özelinde farklı sürelerde tamamlanır. Anevrizma erken teşhis edilirse kalıcı olarak tedavi edilebilir. Anevrizma tedavisinin planlanması için bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme ve anjiografi yöntemlerinden faydalanılır. Anevrizmanın ne kadar büyük olduğu, nerede olduğu ve ilişkide olduğu organların tespit edilmesi uygulanacak tedavi yöntemini de aort anevrizması ameliyatının kaç saat süreceğini de belirler.
Anevrizma Neden Oluşur?
Atardamarlardaki şişme ve genişleme durumu olan anevrizma her yaş grubunda görülebilen bir sağlık sorunudur. Anevrizma damarların duvarlarında bulunan ve damar bütünlüğünü sağlama görevini üstlenen damar içi kas tabakasının gerek doğumsal gerek edinsel birtakım sebepler sonucu zayıflamasından ya da gelişmemesinden kaynaklanır. Genetik etkenler, aşırı kilo, yaşlılık, doğuştan gelen kalp delikleri, hipertansiyon, tümörler, damar sertliği, düzensiz beslenme ve aşırı stres anevrizma oluşumunu tetikleyen unsurlar arasında sayılabilir. Anevrizmalar damar duvarında geliştiği bölge ve gelişme şekli gibi etkenlere bağlı olarak sınıflandırılabilir. Her hasta özelinde mevcut anevrizma türüne göre en doğru tedavi türü belirlenir ve uygulanır. Bu sayede başarılı sonuçlar alınması mümkündür.
Sonuç
Aort anevrizması, ciddi ve hayati riskler taşıyan bir hastalıktır. Erken teşhis ve tedavi, bu hastalığın ilerlemesini engelleyebilir ve komplikasyonları önleyebilir. Aort anevrizmasından korunmanın yolu, düzenli sağlık kontrolleri ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıdır.
Doç. Dr. Macit Bitargil, kalp ve damar cerrahisi alanındaki uzmanlığıyla aort damarında yaşanan sağlık problemlerini tedavi etmektedir. Detaylı bilgi almak için Muayenehanemizle iletişime geçebilirsiniz.








