Derin ven trombozu (DVT), bacaklardaki derin damarlar içinde pıhtı oluşumu ile görülen ciddi bir hastalıktır. DVT, damarların normal işleyişini engelleyerek kanın düzgün bir şekilde akışını bozmakta ve kanın damarlarda birikmesine yol açmaktadır. Bu durum, tedavi edilmezse son derece tehlikeli hale gelebilir. Genellikle bacakların derinlerindeki toplardamarlarda kan pıhtısı oluşması durumudur.
Çünkü pıhtılar koparak akciğerler gibi önemli organlara ulaşabilir ve akciğer embolisi gibi hayati tehlike yaratabilen komplikasyonlara neden olabilir.
DVT’nin nedeni, damar duvarlarının zayıflaması, kanın damarlar içinde yavaş akması veya pıhtılaşmaya yatkın kan yapısının ortaya çıkmasıdır. Uzun süre hareketsiz kalan, yatak istirahati yapan veya uçak yolculuğu gibi nedenlerle uzun süre hareketsiz kalan kişilerde derin ven trombozu riski daha yüksektir.
DVT bacaklardaki damarlar kadar, nadiren kol, pelvis gibi diğer bölgelerde de oluşabilir. DVT hastalığının erken teşhisi ve tedavisi, bu komplikasyonların önlenmesi adına büyük önem taşır.
Derin Ven Trombozu Nedir?
Derin ven trombozu (DVT), derin damarlarda kan pıhtılarının oluşmasıyla meydana gelen bir hastalıktır. Genellikle bacaklarda görülen DVT, bazen kolları da etkileyebilir. Pıhtılar, damar duvarlarında birikerek kan akışını engeller.
Bu engellenen kan akışı, şişlik, ağrı ve cilt rengi değişiklikleri gibi belirtilerle kendini gösterebilir. DVT, tedavi edilmediği takdirde, pıhtıların koparak akciğerlere gitmesi ve akciğer embolisi oluşturması riski taşır.
DVT’nin tehlikesi, pıhtının koparak kan dolaşımına karışmasıdır. Bu pıhtılar, kanın vücutta serbestçe dolaşmasını engelleyebilir ve sonuç olarak ölümcül olabilen komplikasyonlar doğurabilir.
DVT’nin en önemli nedenlerinden biri, kanın damarlar içinde yavaş akması ve bu nedenle pıhtılaşma riskinin artmasıdır. Örneğin, uzun süre uçak yolculuğu yapanlar, uzun süre hareketsiz kalan hastalar ve yatak istirahatı yapanlar bu hastalığa yakalanabilir.
Derin Ven Trombozu Belirtileri
Derin ven trombozunun belirtileri, hastalığın şiddetine ve pıhtının yerleşimine bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Derin ven trombozunun en yaygın belirtisi, bacaklarda yoğun bir ağrı ve şişliktir. Bu şişlik genellikle dizin alt kısmında ya da baldırda daha belirgin olur. Bacak hareket ettikçe bu ağrı artabilir.
- Pıhtı damar içinde birikmeye başladığında, kan akışı engellenir ve bu durum bacak cildinde kırmızı, mor veya mavi tonlarında renk değişimlerine yol açabilir.
- Cilt rengindeki bu değişiklik, pıhtının varlığını işaret eder.
- Bacakta, etkilenen bölgede sıcaklık artışı görülebilir. Bu da damar içinde meydana gelen iltihaplanmanın bir belirtisidir.
- Derin ven trombozu nedeniyle bacakta şişlik oluşur. Şişlik, özellikle bacakların alt kısımlarında daha yoğun olabilir.
- Bacaklara dokunulduğunda ağrı da hissedilebilir.
- Şişlik ve ağrı nedeniyle, DVT hastaları genellikle yürürken zorluk çekebilirler. Bu durum, günlük yaşam aktivitelerini olumsuz şekilde etkileyebilir.
Eğer bu belirtiler fark edilirse, hastaların bir an önce sağlık kuruluşlarına başvurarak gerekli tedaviye başlaması gerekmektedir. Aksi takdirde, bu durum hayati tehlikeler yaratabilir.
Damar tıkanıklığına bağlı gelişen trombozlar, başka sağlık problemlerinin de habercisi olabilir. Genel belirtileri öğrenmek isterseniz Damar Tıkanıklığı Belirtileri Nelerdir? içeriğimiz size yardımcı olacaktır.
DVT, uzun süre hareketsiz kalma, travma veya bazı ameliyatlar sonrası gelişebilir. Bu gibi durumlarda bacak ağrısı yaşanabilir. Bacak Ağrısının Tedavisi Nasıl Yapılır? yazımız bu konuda sizi aydınlatabilir.
Derin Ven Trombozu Nasıl Teşhis Edilir?
Risk faktörleri bulunan hastalarda bahsi geçen belirtilerin görülmesi derin ven trombozunu işaret edebilir.

Aktif kanser hastalığı olan kişilerde, hastanede yatmak veya uzun yolculuklar yapmak gibi uzun süre hareketsiz kalmayı gerektiren durumlarda ya da yeni geçirilen cerrahi girişimlerde bacakta ani şişlik oluşması, derin damarların üzerine basılınca ağrı oluşması ve yüzeyel damarların belirginleşmesi durumunda derin ven trombozuna ilişkin detaylı araştırma yapılması gerekliliği göz ardı edilmemelidir.
Renkli Doppler ultrasonografi, derin ven trombozu koyma aşamasında en kolay ve güvenilir yöntem olarak kabul edilir. Bununla birlikte karın içerisindeki damarlar ile kalbe yakın ve göğüs boşluğunda bulunan damarların renkli Doppler ile tamamen doğru ve eksiksiz bir şekilde değerlendirilmesi mümkün olmayabilir.
Bu tür durumlarda daha güvenilir bilgiler edinmek için bilgisayarlı tomografi ile manyetik rezonans venografisinden faydalanılabilir. Bu yöntemlerden aynı seansta akciğer embolisi tanısı için kullanılması da mümkündür.
Venografi, derin ven trombozu tanısında en güvenilir yöntemlerin başında gelir. Toplardamara kateter yerleştirilmesi yoluyla uygulandığından ağrılı bir prosedür olarak bilinen venografi günümüzde diğer yöntemlerin sağladığı gelişmeler nedeniyle daha az uygulanmaktadır.
Laboratuvar testi olarak D-dimer ölçümünden de faydalanılabilir. D-dimer’in normal olması genellikle derin ven trombozu olmadığı anlamına gelse de D-dimer’in kanda yükselmesi her zaman derin ven trombozunun işaret ettiği şeklinde yorumlanmamalıdır.
Derin Ven Trombozu Tedavisi
Derin ven trombozunun tedavisi, hastalığın şiddetine, pıhtının yerleşimine ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak değişir. DVT’nin tedavisinde, kan pıhtılarının büyümesini engellemeye ve yeni pıhtıların oluşumunu önlemeye yönelik kan sulandırıcı ilaçlar kullanılır.
Bu ilaçlar, pıhtıların büyümesini durdurur ve vücutta yeni pıhtıların oluşumunu engeller. En yaygın kullanılan kan sulandırıcılar arasında heparin ve warfarin gibi ilaçlar bulunur.
Kompresyon Çorapları
Kompresyon çorapları, bacaklarda kan dolaşımını düzenlemeye yardımcı olur ve şişliği azaltır. Bu çoraplar, bacaklardaki kanın daha hızlı bir şekilde geri dönmesine yardımcı olur, böylece kan pıhtılarının vücutta sabit kalmasını engeller. Tedavi sürecinde kompresyon çorabı kullanımı oldukça yaygındır.
Fibrinolitik Tedavi
Fibrinolitik tedavi, kan damarlarında oluşan pıhtıları eritmek için özel olarak geliştirilen ilaçları içerir. Bu tedavi yöntemi, özellikle büyük ve hayati risk taşıyan pıhtıların varlığında tercih edilir. Pulmoner emboli, derin ven trombozu (DVT) ve bazı felç türleri gibi acil tıbbi durumlarda uygulanabilir.
Fibrinolitik ilaçlar, pıhtının temel bileşeni olan fibrini parçalayarak kan akışının normale dönmesini sağlar. Bu sayede damar tıkanıklıkları açılır ve dokulara oksijen iletimi hızlanır. Ancak, bu tedavi yöntemi her hasta için uygun olmayabilir. Özellikle ciddi kanama riski taşıyan bireylerde dikkatli uygulanmalıdır.
Tedavi sürecinde hastalar genellikle hastanede gözetim altında tutulur. Yan etkiler arasında kanama, tansiyon düşüklüğü ve alerjik reaksiyonlar bulunabilir.
Muayenehanemizde yapılan fibrinolitik tedaviler Doç. Dr. Macit Bitargil kontrolünde ve dikkatli bir şekilde planlanmaktadır. Muayenehanemizde yapılan düzenli takip, tedavinin başarısını artıran önemli bir adımdır.
Cerrahi Müdahale
Bazı durumlarda, özellikle pıhtının büyük olduğu veya kan sulandırıcı ilaçların kullanılamayacağı olmadığı vakalarda cerrahi müdahale gerekebilir. Bu tür durumlarda, damar içindeki pıhtılar cerrahi yöntemlerle çıkarılabilir. Ayrıca, bazı hastalarda pıhtıların ilerlemesini engellemek amacıyla damar içinde filtre yerleştirilebilir.
DVT tedavisi hastadan hastaya değişiklik gösterebilir. Tedavi planı, hastanın yaşı, pıhtının büyüklüğü ve vücutta oluşturduğu tahribat gibi faktörlere göre belirlenir. Tedavi süreci, çoğu hastada başarılı sonuçlar vermekte ve hastaların iyileşmesini sağlamaktadır.
Derin Ven Trombozu ve Varis Aynı Mı?
Varis ve derin ven trombozu (DVT), bacaklardaki damarlarla ilgili sağlık problemleri olsa da, temelde birbirinden farklı hastalıklardır. Varis, genellikle bacaklardaki yüzeysel damarların genişlemesi ve kıvrılması sonucu meydana gelir.
Varis, çoğunlukla kozmetik bir sorun olarak görülse de, bazen bacaklarda ağrı, şişlik ve yorgunluk gibi belirtiler de verebilir. Varis tedavisi skleroterapi, lazer tedavisi gibi yöntemlerle yapılır.
Derin ven trombozu ise bacaklardaki derin damarların içinde oluşan pıhtılar nedeniyle ortaya çıkar ve çok daha ciddi bir hastalıktır. DVT, pıhtının akciğerlere gitmesi riski taşıdığı için hayati tehlike oluşturabilir. Bu nedenle, derin ven trombozunun tedavi edilmemesi durumunda ciddi komplikasyonlar ve ölüm riski söz konusu olabilir.
Varis, genellikle genetik faktörler, aşırı kilolu olmak, hareketsiz yaşam tarzı gibi sebeplerle gelişirken, DVT’nin oluşma sebepleri arasında uzun süreli hareketsizlik, aşırı kilolu olmak, damar tıkanıklığı gibi faktörler bulunmaktadır. Tedavi yöntemleri de bu iki hastalık arasında farklıdır.
İstanbul Varis tedavisi alanında genellikle lazer tedavisi, skleroterapi ve cerrahi müdahaleler kullanılırken, DVT tedavisinde kan sulandırıcı ilaçlar, fibrinolitik tedavi ve cerrahi müdahale gibi yöntemler uygulanır.

Derin Ven Trombozu İyileşme Süresi
Derin ven trombozunun iyileşme süresi, hastalığın şiddetine, tedaviye yanıtına ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak değişir. Erken teşhis ve tedavi, hastalığın iyileşme sürecini hızlandırabilir.
Tedavi edilen DVT vakaları genellikle iyileşme süresi birkaç hafta ile birkaç ay arasında değişir. Ancak, iyileşme süreci hastanın pıhtılarının büyüklüğüne, yerleşimine ve kullanılan tedavi yöntemlerine göre değişebilir.
- Kan sulandırıcı ilaçlar, hastalığın tedavisinde önemli bir yer tutar ve genellikle tedavi sürecinde bir süre kullanılmaya devam edilir.
- DVT’nin iyileşmesi için en önemli faktörlerden biri de düzenli olarak yapılan kontrollerdir.
- Kontroller, tedaviye verilen yanıtı gözlemlemek ve herhangi bir komplikasyonun oluşup oluşmadığını tespit etmek amacıyla yapılır.
DVT’nin iyileşme süreci boyunca hastaların kompresyon çorapları giymesi, bacaklarını hareket ettirmesi ve düzenli egzersizler yapması önerilir. Bu faktörler, iyileşme sürecini hızlandırabilir ve pıhtıların daha hızlı çözülmesine yardımcı olabilir.
Derin Ven Trombozu Tedavisi Sonrasında Uygulanması Gerekenler Nelerdir?
Bacaklardaki şişliğin azaltılması için dizlerin hafif kırık bir pozisyonda ve kalp seviyesinin üzerine kaldırılarak seyahat edilmesi faydalı olabilir. Uzun süre oturulması gereken durumlarda bacaklar belirli aralıklarla hareket ettirilmelidir.
Derin ven trombozuna sahip bireylerde kalp-damar sağlığını korumak oldukça önemlidir. Kalp yetmezliği ile bağlantılı riskleri incelemek için Kalp Yetmezliği Nedir? sayfasına göz atabilirsiniz.
Uyanıkken saat başı ayağa kalkılarak kısa yürüyüşler yapılabilir. Varis çorapları önerilen şekilde kullanılmalı ve bacakları sıkan kıyafetlerden uzak durulmalıdır.
Derin Ven Trombozu Egzersizleri
Derin ven trombozu tedavisinde egzersizler, iyileşme sürecinin önemli bir parçasıdır. Egzersizler, bacaklardaki kan akışını artırarak pıhtıların çözülmesine yardımcı olabilir ve şişliklerin azalmasını sağlayabilir.
Egzersiz yaparken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Örneğin, düşük egzersizler ve bacak kaslarını çalıştıran hareketler tercih edilmelidir.
DVT sonrası egzersiz programı, hastanın durumuna göre bireysel olarak belirlenmelidir. Her hastanın tedavi süreci farklı olduğu için, Muayenehanemizde alacağınız öneriler doğrultusunda egzersiz yapmaya başlamak önemlidir. Egzersizlerin doğru şekilde yapılması, tedaviye olumlu katkılar sağlar.
Derin Ven Trombozu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Derin Ven Trombozu Tehlikeli mi?
Hastalığın evresinin tespit edilmesi aşamasında aort yetmezliği belirtileri ve hastanın şikayetleri çok önemlidir. 1. derece aort yetmezliğinde ana şikayet daha az belirgin olup aort yetmezliği derecesindeki artış çok fazla kanın geri aktığını gösterir. Sol ventrikül yorulup büyüyünce büzülme kuvveti azaldıkça kalp atışının zonklama hissi sık görülen bir şikayet olur. Bu şikayetler sola dönerken ya da yatarken artabilir. Aort yetmezliğinin ilerlemesiyle yorgunluk ve halsizlik görülebilir. Çarpıntı, yorgunluk, nefes darlığı, kalp ritmi düzensizliği ve kalpte üfürüm duyulması aort yetmezliği belirtileri arasında sayılabilir.
Bacaktaki Pıhtı Nasıl Tedavi Edilir?
Bacakta pıhtı olduğunda akciğer embolisinin ve yeniden derin ven trombozu gelişmesinin önlenmesi için tedavi uygulanır. Bu amaçla kan inceltici ilaç tedavisi, varis çorabı kullanımı, pıhtının eritilmesi ve filtre yerleştirilmesi tedavileri uygulanabilir. Uygulanan tedavilerin amacı hastanın bacağındaki şikayetleri azaltmak ve ilerleyen dönemde karşılaşılması olası sorunları önlemektir. Hangi tedavi yönteminin kullanılacak olduğu hasta özelinde sorunun derecesine ve hastanın yaşadığı şikayetlere bağlı olarak belirlenmelidir. Bu sayede en doğru tedavi yönteminin uygulanması ve istenilen sonucun elde edilmesi mümkün olabilmektedir.
DVT Olan Hastalar Nelere Dikkat Etmeli?
Derin Ven Trombozu yani DVT olan hastalar pıhtı oluşumu susuz kalma durumunda arttığından bol miktarda su tüketmeye özen göstermelidir. Yolculuklarda uzun süreli hareketsiz kalmak risk teşkil edebileceğinden seyahatler sırasında varis çorabını giymelidir. Seyahatler sırasında mümkün olduğunca hareketsiz kalınmamalıdır. Seyahatler sırasında dizler hafif kırık bir pozisyonda ve kalp seviyesinin üzerine kaldırarak seyahat etmelidir. Uzun süre oturulması gereken durumlarda bacakları belirli aralıklarla hareket ettirmeye ve uyanık olunduğu zaman dilimlerinde saat başı ayağa kalkılarak kısa yürüyüşler yapılmalıdır.
Derin Ven Trombozu Tamamen İyileşir mi?
Derin venlerde gelişen pıhtılaşma yani derin ven trombozu son derece ciddi bir durumdur. Hastalara genellikle ilk olarak kan sulandırıcı ilaç tedavisi uygulanır. Çoğunlukla ilaç tedavisi ile iyileşme sağlansa da bazı hastalarda pıhtı akciğer damarlarına atar ve ölümcül bir tabloya neden olabilir. Genellikle derin ven trombozu ilaç tedavisiyle tamamen iyileşerek hastada bir sekele neden olmaz. Daha farklı özelliklerdeki derin ven trombozu tedavisi amacıyla farklı tedavi yöntemlerinden faydalanılması söz konusu olabilir.
Derin Ven Trombozu Nasıl Tedavi Edilir?
Erken derin ven trombozu durumunda farmakomekanik tedavi yöntemine başvurulur. Bu kapsamda son yıllarda özel olarak geliştirilmiş damar içi pıhtı parçalayıcı kataterlerle damara girilir ve pıhtı dışarı alınır. Bu işlemden sonra katater damar içinde 24 saat bırakılır. İlk 48 saat içinde teşhis edilen DVT tedavisinde diz üstündeki ve karın içindeki derin toplar damarda oluşan pıhtı küçük bir kesiden balonlu kateterle temizlenir. Pıhtı diz altındaki bölgede olduğunda pıhtı eritici ilaç sistemik olarak damara ulaştırılır ve pıhtı eritilir. DVT’nin tedavi edilmediği durumalarda bacakta kalıcı şişlik oluşup yaralar açılabilir.
Sonuç
Derin ven trombozu (DVT), bacak veya pelvik bölgede derin toplardamarlarda pıhtı oluşumu ile karakterize edilen ciddi bir hastalıktır. Pıhtı, damarın tamamen ya da kısmen tıkanmasına neden olabilir ve kan dolaşımını engelleyebilir.
Daha da önemlisi, tedavi edilmezse pıhtı koparak akciğerlere ilerleyebilir ve hayatı tehdit eden bir durum olan pulmoner emboliye yol açabilir. Bu nedenle erken teşhis ve tedavi büyük önem taşır.
DVT’nin erken belirtileri arasında bacakta şişlik, ağrı, ısı artışı ve kızarıklık yer alır. Ancak bazı vakalarda hastalar hiçbir belirti hissetmeyebilir. Bu nedenle, özellikle hareketsiz bir yaşam tarzı süren, uzun süre yatakta kalan veya ameliyat sonrası dönemde olan bireylerin dikkatli olması gerekir.
Tedavi sürecinde genellikle kan sulandırıcı ilaçlar kullanılır ve hastaya özel yaşam tarzı değişiklikleri önerilir. Hareketli bir yaşam tarzı benimsemek, uzun süre oturmaktan kaçınmak ve düzenli egzersiz yapmak, pıhtı oluşumunu önlemeye yardımcı olur.
DVT ve varis hastalığı çoğu zaman karıştırılabilen iki farklı damar rahatsızlığıdır. Varis, yüzeysel toplardamarlarda genişleme ve kıvrılmalarla ortaya çıkarken, DVT derin toplardamarlarda pıhtı oluşumuna neden olur.
Varis genellikle kozmetik bir problem olarak değerlendirilirken, DVT hayatı tehdit eden ciddi bir hastalıktır. Bu fark göz önüne alındığında, doğru tanı ve uygun tedavi yöntemlerinin belirlenmesi büyük önem taşır.
Muayenehanemizde Doç. Dr. Macit Bitargil tarafından gerçekleştirilen DVT tedavileri sayesinde eski sağlığınıza kavuşabilirsiniz. Detaylı bilgi için Muayenehanemizle iletişime geçebilirsiniz.








